Danimarka’nın İstanbul Başkonsolosu Jesper Kamp, Danimarkalı firmaların Türkiye’deki ticaret alanındaki faaliyetlerini Haberler.dk kurucusu Davut Çolak’a değerlendirdi.
Görüntü: (Vimeo üzerinden izle)
Davut Çolak: Sizi tanıyabilir miyiz?
Jesper Kamp: Adım Jesper Kamp. Danimarka’nın İstanbul Konsolosluğu’nda Baş Konsolosluk görevindeyim. Başlıca iki görevimiz var. Biri vatandaşlara hizmet vermek, diğeri de ihracatı geliştici yatırımları ilerletmek.
Davut Çolak: Görevinizin tanımlamasını yapabilir misiniz?
Jesper Kamp: Başlıca görevimiz, ihracatı geliştirme ve yatırımları ilerletme bağlamında başta Danimarka işletmelerinin, firmalarının Türkiye’ye ihracatını geliştirmelerine ve Türkiye’de ana şirkete bağlı alt şirketlerin kurulmasına açılmasına yardımcı olmak. Ve bunun yanısıra Danimarka’ya gelmek ve yerleşmek isteyen, Danimarka’ya ilgi duyan Türk şirketlerine de yardımcı oluyoruz.
Davut Çolak: Danimarkalı şirketler için Türkiye’de ne gibi yatırım imkanları var?
Jesper Kamp: Danimarka şirketleri için bir çok pazar var. Bizim Türkiye’de görebildiğimiz iki büyük pazar var. Biri B2C (İşletmeden tüketiciye) denilen perakende branşı pazarı ki bu alanda Hummel, Lego, Pandora gibi daha bir çok yerleşmiş markalar var.
Bir de B2B (firmadan-firmaya) pazar dediğimiz yeşil teknoloji pazarı var ki bu çok büyük bir pazar. Bu pazar, su pazarı, rüzgar enerjisi, tarım atıkları ve evlerin çöp ve atıklarını yakma tesislerinin kullanımıyla üretilen enerjinin merkezi ısıtma sistemini yenileme pazarı olarak açıklanablir. Bunların yanı sıra aralarında Novo Nordisk ve Lundbeck şirketleri ile Biofarma gibi bir çok önemli şirketlerin olduğu ve üretimlerini pazarlayabilecek biomas sektörü ve sağlık sektörü de Türkiye’deki büyük aktörler olarak gösterilebilir.
Davut Çolak: Türkiye’nin avantajları neler?
Jesper Kamp: Türkiye’de rekabet çok büyük. Çok büyük bir pazar. 80 milyon nüfus ve büyük bir orta sınıf. Türkiye’nin büyük bir potansiyeli var. Ancak, bu Türkiye’de her şey satılır demek değildir. Çünkü çok büyük bir rekabet var. Fakat, denemeye değer. Aynı zamanda Türkiye yakın bir pazar. Dolayısıyla Türkiye’ye gelmek çok kolay. Türkiye’ye günde kaç uçuş seferi var tam bilmiyorum, ama İstanbul’a veya genelde Türkiye’ye ve tabii sezona da bağlı olarak günde 3 – 5 uçak kalkıyor sanırım. Yani iyi bir alt yapı var. En az bir o kadar da diğer yöne uçak seferi var.
Davut Çolak: Türkiye’de iş kuran en son Danimarka şirketleri hangileri?
Jesper Kamp: Türkiye’de Danimarka’daki ana şirketlere bağlı 500 kadar yavru şirket/tali şirket bulunuyor. İşletmelerin pek çoğu 1-2 kişiden oluşan firmalar. Orta ile büyük firmalar olarak tanımlanabilecek işletmelerin sayısı ise 130 ile 150 arasında.Türkiye’ye gelen en son şirketlerden biri LM Windpower. Danimarkalılar arasında, sadece rüzgar panelleri için pervane üreten bir şirket olarak tanınmaktadır. Bu şirket şimdi İzmir’de kuruluşunun ilk temellerini atmış bulunuyor. Birde Gram var. Onlar da yine İzmir’de bir derin dondurucu fabrikası kurma aşamasındalar. Bunun yanı sıra iki üç yeni yatırım daha yolda. Yani, Türkiye yatırım için cazip bir pazar. Aynı şekilde Danimarka şirketleri için de Türkiye’de üretim yapmak çok cazip.
Davut Çolak: Türkiye’yi cazip kılan nedenler neler?
Jesper Kamp: Türkiye’nin cazip bir ülke olmasının bazı nedenleri var. Türkiye sürekli bir gelişme içinde.Sadece geçen yıl nüfus organik olarak 1 milyon kişi arttı. Yani Danimarka toplam nüfusunun %20’si kadar bir artış.Nüfus bu kadar çok arttı Türkiye’de ve kaldı ki bu nüfus sayısına mülteciler dahil değil. Bir milyon daha fazla Türk. Ayrıca 80 milyon insanın olduğu bir pazar.u nüfusun 35-40 milyonu da orta sınıf. Yani büyük bir orta sınıf. Bunun yanı sıra, sizin de bira once dediğiniz gibi,Türkiye Danimarka’ya yakın bir pazar. Keza kültürel olarak da Danimarka’ya Asya ve Uzak Doğu pazarlarından daha yakın.
Pekçok sayıda Danimarka firması Türkiye’ye sadece satış yapmıyor, bir çoğu Türkiye’de üretim de yapıyor.Dolayısıyla böyle iki önemli olgu söz konusu. Ve bölgesel anlamda İstanbul ve genelde Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi perspektifinde bir çok Danimarka şirketinin üssü olarak işlev görüyor.
Davut Çolak: Türkiye’de başarılı olan Danimarka şirketleri hangileri?
Jesper Kamp: Mesela Hummel. Bunun hikayesini biliyorsunuz. Çok yakın iletişim içinde olduğumuz Hummel’den hem Danimarka’da hem burada duydum. Sanırım 2010 yılında burada sadece bir kaç mağazası vardı. Ama Türkiye’de olarak stratejik gelişmeyi tercih ettiler. Türkiye’de bir potansiyel gördüler. Türkiye pazarında bazı analizler yaptılar. Ve Türkiye’ye başka bir şekilde yerleşme kararı aldılar. Türkiye’de yerel partnerlerle işbirliği yaptılar. Basında da epeyce sözü edildi. Ancak o zamandan beri Hummel hep ilerledi. Öyle sanıyorum ki, bugün, bir aşağı iki yukarı 500 kadar satış noktası/mağazası var Türkiye’de.
Basında yer alan bilgilere göre yarım milyar cirodan söz ediliyor. Düşünün, bu durum 5-6 yıl içinde ortaya çıkmış bir durum. Oldukça hayranlık verici bir durum. Tabii bu durum Hummel’in de kendi stratejisi ve hedefli çalışmaları, Türkiye’de kendisine doğru partnerleri bulma v.b. gibi faktörler de bu başarıda rol oynadı. Ve bu Türkiye’de marka malların yada yeni markaların kabul gördüğünün bir örneğidir. Doğru bir strateji uygulayan, bu pazarda çok hızlı büyür.
Davut Çolak: Daha önce Çin’de görev yaptınız. Türkiye’yi ve Çin’i nasıl kıyaslarsınız?
Jesper Kamp: Çinde bulunduğum dönem ile Türkiye’de bulunduğum dönem birbirinden çok farklı. Yani kültürel bakımdan gece ve gündüz gibi birbirinden çok farklı. Çin ile Türkiye arasında çok büyük bir farklılık var. Bir karşılaştırma yapacak olursam, ailem ve ben İstanbul’a taşındığımızda, kültürel olarak kendimi evimdeymiş gibi hissettim. Pek çok kimse Türkiye ile Danimarka arasında çok büyük farklılıklar olduğunu söyler. Ancak Çin’den buraya gelmişseniz farklılıkların o kadar büyük olmadığını görürsünüz.
Herşeyden önce Türkler çok misafirperver. Henüz misafirperver olmayan bir Türk’e rastlamadım. Bu Akdeniz mentalitesidir. Sıcak insanlar. Duygusal insanlar. Türkler çok iyi işadamları. Eğer Türkiye’de iş yapmak, ticaret yapmak istiyorsanız gerçek tüccar/işadamı şapkasını giymeye özen göstermeniz gerekir. Çünkü Türkler çok iyi işadamları ve tüccardırlar. İstanbul, İpek Yolu’nun son durağıdır. İyi tüccarlık Türkler’in kanında vardır.
Davut Çolak: Danimarka ile Türkiye arasında devlet ziyareti ticarete neler katıyor?
Jesper Kamp: İş çevrelerinin devlet ziyaretleri ya da ziyaret perspektifi yakın ilişkilerin daha da yakın olmasını sağlar. Hem büyük şirketler arasında hem orta büyüklükteki şirketler ile büyük şirketler arasında. Çoğu kez de şirketler ve sektörler arasındaki kapılar birbirine açılır, birbirlerini tanıma fırsatı bulurlar.Türk tarafı da nelerin iyi olduğunu öğrenir, Danimarkalı’ların hangi sektörlere girebileceklerini görür, yine aynı şekilde  bu durum Danimarkalı’lar için de söz konusudur. Bu bilateral (ikili) ilişkileri ve ortak ticareti çok güçlendirir. Abdullah Gül’ün Danimarka’yı ziyareti çok önemliydi. Ve vakti geldiğinde bizim Kraliyet Ailesi’nin Türkiye’ye ziyareti Türkiye’deki iş çevreleri hakkında büyük olumlu sözler neden olacaktır. Eminim ki, böyle bir devlet ziyareti  bir çok ticari anlaşmaları da beraberinde getirecektir.
Davut Çolak: Türkiye’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Jesper Kamp: Geçen yıl Türkiye’de çok şey oldu. Bu konuda şüphe yok. Ancak, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine olumlu bakıyoruz. Türkiye’de, ilerleme yolunda bir dizi engeller olmasına rağmen, Türkiye iş çevreleri perspektivinden bakıldığında bir tek yolda hareket ediyor, o yol yükselme yolu. Dediğimiz gibi çeşitli türlerde engeller var. Ancak öyle görünüyor ki, ayrıca tarihi açıdan da, Türkiye son 150 yıldır bir tek yolda gidiyor, yani yükselen yolda.
Davut Çolak: Türkiye’deki yemek kültürünü nasıl buluyorsunuz?
Jesper Kamp: Muazzam bir mutfak kültürü var. Çin’de her şeyi yiyiyorlar. Açıkçası, Akdeniz yemekleri benim ağız tadıma en uygun yemekler. Gerçekten bende büyük haz uyandırıyor. En çok beğendiğim Türk yemeği Hünkar Beğendi. Bunun yanında daha bir çok yemek var çok beğendiğim. Evde her gün Türk yemekleri yeriz. Bizim için gerçekten büyük zevk. Türk mutfağı mükemmel bir mutfak.
Davut Çolak: İstanbul’da yaşam nasıl?
Jesper Kamp: Burayı görmemiş insanlara Istanbul’da yaşam harikulade diye hep söylerim. İstanbul dünyanın en güzel kenti. Dünya’nın hangi ülkesinde boğazın bir yakası Avrupa, diğer yakası küprüyü geçince Asya olan başka bir kent var? İnsanların ancak hayal edebileceği kültürüyle eşsiz bir kent. Öyle bir tarih ki ancak canlandırılabilir. Buraya henüz gelmemiş olan tüm insanları İstanbul’u görmelerine davet ediyorum. Burayı görenlerin, gerçekten bu kentten gurur duyabilecekleri bir kent. Ayrıca yaşanacak muhteşem bir kent. Daha önce de konuştuğumuz gibi trafik İstanbul hakkında olumlu sözü edilecek bir olgu değil. Ancak böylesi büyük bir kentte trafik durumu başka türlü de olamaz. Bunun dışında, İstanbul ve Türkiye hakkında sadece olumlu şeyler söyleyebilirim.
Davut Çolak: Danimarka’da yaşayan Türkler ile ilgili neler söylemek isterseniz?
Jesper Kamp: Son bir şey daha söyliyeyim, tabii ki, nasıl diyeyim Danimarka’da yaşayan Türk azınlığın büyük bir kesimi Danimarka – Türk ilişkilerinde çok aktif.Ve bu olgunun aktif olarak değerlendirilmesine çaba gösterilmeli. Ben Danimarka-Türk ilişkilerinin önemli olduğunu düşünenlere, buna aktif olarak en iyi şekilde kakıda olan insanlar. Dolayısıyla her iki dünya arasında karşılıklı anlayışa katkıda bulunabilirler. Gerçekten vurgulayacak olursam, benim kendi kişisel görüşüme göre  aradaki  fark büyük değil.