Saadet, kurucu üyesinin FETÖ’den gözaltına alınmasına tepki gösterdi

Temel Karamollaoğlu

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin eski il başkanının dün Kayseri’deki FETÖ operasyonunda gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Karamollaoğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlediği haftalık basın toplantısında, Türkiye ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi’nin kurucu üyesi olan ve hem Fazilet hem de Saadet partilerinin eski il başkanlığını yapan avukat Mustafa A’nın dün Kayseri’de yapılan FETÖ operasyonunda Bylock kullandığı gerekçesiyle gözaltına alınmasına değinen Karamollaoğlu, “Uzun süre il başkanlığı yapan bir avukat arkadaşımız dün FETÖ operasyonunda gözaltına alındı. Yani bütün Kayseri de bilir ve ben eminim. AK Parti camiası da bilir ki bu arkadaşımızın FETÖ ile hiçbir alakası yoktur, olması da mümkün değildir. Ama böyle bilinen bir insanın bile aniden bir baskınla gözaltına alınması. O zaman bizi ciddi manada endişeleniyoruz. Bu konuda daha titiz ve adil davranılmasını istiyoruz.” ifadesini kullandı.

İngiltere’deki saldırıyı kınadı

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, İngiltere’de meydana gelen patlamaya ilişkin, “Hepimizi çok üzdü, endişeleniyoruz. Son yıllarda meydana gelen bütün terör olayları Müslümanlarla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Bu hadiseleri meydana getirenler kim olursa olsun, biz terörü lanetliyoruz.” diye konuştu.

Artık hükümetin, devletin ve partinin başkanı aynı kişi

Son zamanlarda ülkemizin ve bölgemizin çok ciddi değişikliklere sahne olduğunu anlatan Karamollaoğlu, 21 Mayıs’ta gerçekleştirilen AK Parti kongresi ile Türkiye’nin de yeni bir döneme girdiğini, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti genel başkanı seçildiğini, artık hükümetin, devletin ve partinin başkanının aynı kişi olduğunu dile getirdi.
Karamollaoğlu, Türkiye’nin tarihi bir dönemeçte olduğunu, toplumun kutuplaştığını ve gerildiğini, sağduyu için Türkiye’nin yeni bir vizyona ihtiyacı olduğunu savundu.

“İslam dünyası bölünmüştür.”

Ortadoğu’daki gelişmeler ve Türkiye’nin izlediği dış politikaya ilişkin görüşlerini de aktaran Karamollaoğlu, şöyle devam etti:

“İslam dünyası tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bölünmüş, daha da vahimi düşmanlarından medet umar hale gelmiştir. Böyle bir dönemde Türkiye’nin kozmetik tedbirlere değil, köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Karşı karşıya bulunduğumuz tehlike ve tehditleri idrak ederek, bunları savuşturacak yeni bir bir program ve vizyona ihtiyaç olduğu açıktır. Ülkemizin en önemli meselesi dış politikada savaş değil, barış dili kullanılmasıdır. Çatışma ve gerilim değil, sağduyu ve diyalog esas alınmalıdır. Unutmamalıyız ki çevremiz ateş çemberi içindedir. Muhtemel tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilebilmesi için ivedilikle harekete geçilmelidir. Yerli ve bağımsız bir savunma sanayii için bütün imkanların seferber edilmesi gerekir. Aynı zamanda iç politikada öfkeyle değil, merhametle, adaletle hareket edilmelidir.”

Karamollaoğlu, Anadolu’nun şu anda en büyük problemlerinden birinin iç göç olduğunu, Anadolu’ya yatırım yapmadan iç göçün önlenemeyeceğini ifade etti.

Geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi’nin de yer aldığı bir çalıştayın ardından hazırlanan raporda ilginç sonuçların ortaya çıktığını dile getiren Karamollaoğlu, “Son 2 yılda 2 milyon insan Doğu Anadolu’dan batıya göç etmiş. Fakat enteresan olan başka bir husus, hala Doğu Anadolu’da yaşayan insanlarımızın yüzde 75’i batıya göç etme eğiliminde. Yani her 4 kişiden 3’ü bulduğu ilk fırsatta batıya göç etmeyi düşünüyor. Göç etme isteğinin ilk sırasında ise işsizlik ve geçim zorluğu var. Yani bu insanlar doğdukları yerde karınlarını doyuramıyorlar. Göçün temel sebebi bu. Eğer siz Anadolu’ya yatırım yapmazsanız, bu insanlara bulundukları yerde iş ve istihdam sağlayacak fabrikaları kurmazsanız bu göç önlenemez.” dedi.

ABD Başkanı Trump’ın, Suudi Arabistan ziyareti

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretine de değinen Karamollaoğlu, şunları anlattı:

“Bu ziyarette İslam NATO’su gündeme gelmiştir. Aynı zamanda ABD ile Suudi Arabistan arasında ilk aşamada 100 milyar dolarlık, geniş çerçevede bakıldığında 550 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığına şahit oluyoruz. Bu ziyaret ve bu ziyarete bağlı olarak yapılan anlaşma bizi biraz endişeye sevk ediyor . Bu kurulacak olan İslam NATO’su, milli görüş tarihi boyunca bizim dile getirdiğimiz İslam NATO’su mu olacaktır? Yoksa başka bir görev mi üstlenecek? Şunu unutmamamız lazım. Biz İslam NATO’sunu gündeme getirirken, İslam ülkelerine dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumayı esas almıştık. Ama öyle bir adım, Müslümanları silahlı çatışmaya sevk etmek için atılıyorsa, bu bizi endişelendiriyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra geçen 30 yılda dünyanın neresinde kan ve gözyaşı varsa, oranın bir İslam toprağı olduğunu görüyoruz. İran devriminin hemen arkasından Irak ile İran’ın çarpıştırılması, aslında bu yolda atılan en tehlikeli adımlardan biridir. Yaklaşık 8 yıl devam eden bu savaşın kimseye fayda getirmediğini ortaya çıkınca, çatışma bitti. Maalesef bundan sonra batı, yeni arayışların içine girdi. Ve Irak, Suriye, Mısır, Libya, Yemen, dünyanın neresine bakarsanız bakın, İslam topraklarında üzücü çatışmalar meydana geldi.”

Basın mensuplarının sorusu üzerine Sözcü gazetesinin bazı çalışanlarının gözaltına alınmasına ilişkin görüşlerini de açıklayan Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

“Çok karışık bir dönemden geçiyoruz. Bir ihtilal denemesinin arkasından bu ihtilale teşebbüs edenlerle daha ciddi mücadele edebilmek için bir olağanüstü hal ilanına ihtiyaç vardı. Ancak olağanüstü hal, olağan hale gelirse o zaman bir problem var demektir. Biz, basın özgürlüğüne inanıyoruz. Basın elbette üzerine düşen vazifeyi yapacak. Demokratik bir ülke olma iddiasındaysak, basının, devlet yöneticilerinin canını sıkacak, hatta acıtacak tenkitlerine imkan verilmesi gerekir.”

 

-REKLAM-[adrotate group="16"]