Yılda yaklaşık 500 milyar kronu (70 milyar dolar) bulan sağlık harcamalarıyla Türkiye, sağlık sektöründe faaliyet gösteren Danimarkalı firmaların ilgisini çekiyor.

Yılda yaklaşık 500 milyar kronu (70 milyar dolar) bulan sağlık harcamalarıyla Türkiye, sağlık sektöründe faaliyet gösteren Danimarkalı firmaların ilgisini çekiyor.

Yılda yaklaşık 500 milyar kronu (70 milyar dolar) bulan sağlık harcamalarıyla Türkiye, sağlık sektöründe faaliyet gösteren Danimarkalı firmaların ilgisini çekiyor.

Haber görüntüsü: (Ya da Vimeo üzerinden izle)

 

Geçtiğimiz 10 Kasım’da, başkent Kopenhag’daki Dışişleri Bakanlığı’nda, Danimarka’nın İstanbul Konsolosluğu Ticaret Ataşesi Müdürü Deniz Akkaş ve Türkiye’nin önde gelen özel hastaneler zinciri Acıbadem’e bağlı Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri’nden Dr. Ahmet Fırat Küçükköse ve Telemedicine Proje Müdürü Serhan Dereli’nin katıldığı ”Türkiye’de sağlık hizmeti ve yaşlı bakımı” adlı bir seminer düzenlendi.

Sağlık sektöründeki ihtiyaçlarının yüzde 85’ini dışarıdan ithal eden Türkiye ile ilgili seminere, Danimarkalı yatırımcıların yanı sıra, Danimarka’da yaşayan Türkler ve Müsiad Danimarka heyeti de ilgi gösterdi.

Seminerde, Türkiye’de hızla büyüyen sağlık sektörü ve yaşlı bakımı hakkında bilgiler verilirken, rakamlarla Türkiye’deki sağlık harcamalarının yüksekliğine ve Türkiye’deki kronik hastaların sayısına dikkat çekilirken başta ”Telemedicine” diye adlandırılan uzaktan hasta takip sistemleri ile yaşlı bakım ve huzur evlerinin Türkiye’de eksikliğine vurgu yapılarak, Danimarkalı firmaların sektörde değerlendirebileceği fırsatlar masaya yatırıldı.

Seminerle ilgili Haberler’e bilgi veren Danimarka’nın İstanbul Ticaret Ataşesi Müdürü Deniz Akkan, ”Danimarka Dışişleri Bakanlığı Ticaret Bölümü olarak, İstanbul’da, Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen firmalara hizmet sunuyoruz. Ben sağlık sektörü uzmanı olarak, burada 10’uncu yılımı tamamladım. Bu alanda Danimarka’da faaliyet gösteren çoğu firmayla irtibatım oldu. Amacımız Türkiye’de gelişen bu pazardan daha çok Danimarkalı firmanın faydalanmasını sağlamak. Onları en doğru şekilde yönlendirmek, pazara girişleri kolaylaştırmak, bakanlık olarak da özellikle kobilere yönelik her türlü desteği sunmak” diye konuştu.

Danimarka’dan hangi ürünlerin piyasada talep gördüğü konusunda da bilgi veren Deniz Akkan ”İlaç ve medikal cihaz dediğimiz, ürünler ağırlıklı pazarda, bunlar hala tabii ki pazarın gelişiminde önemli rol oynamakta, ama çok daha farklı ürünler ve hizmetler de gündemde” dedi.
Teknoloji geliştikçe, altyapı çeşitlendikçe, sadece ürün değil hizmetlerin de pazarda sunulduğuna vurgu yapan Akkan şöyle konuştu: ”Danimarka’nın sağlık sistemi, Türkiye’nin şuanda yaşamakta olduğu değişimi ve teknolojik gelişimi uzun süre önce yaşadı. Dolayısıyla Danimarka’nın birikmiş bir tecrübesi var, bence buradaki en önemli unsur bu birikmiş tecrübeyi paylaşmak.”

Danimarka’da yaşayan Türklerin, Türkiye’de yatırım yapmadan önce nelere dikkat etmesi gerektiği ile ilgili de konuşan Ticaret Ateşesi Müdürü Deniz Akkan ”Danimarka’da yaşayan Türk vatandaşlarına, her ne kadar Türkiye’de akrabaları ve tanıdıkları olsa da, daha profesyonel iş yapabilmek adına, bizimle irtibata geçmelerini öneriyorum. Bir tanıdık vasıtasıyla işler yapmak mümkün olabilir, ama bu hem kaynak hem de zaman kaybına sebep olabilir. Hâlbuki biz ticaret ataşeliği olarak, çok daha profesyonel, üstelik bakanlığın desteğiyle, onları çok daha doğru yönlendirebilip, kısa zamanda daha kârlı iş yapmalarını sağlayabiliriz” dedi.

Seminere katılan uzaktan hasta takip sistemleri üreten Danimarkalı firma Open Tele Health’in Üst Yöneticisi Henrik L. Ibsen, seminerin ardından Haberler’e yaptığı açıklamada, firmalarının çeşitli fonların desteğiyle yeni kurulduğunu kaydederken, hedeflerinin Danimarka’daki uzaktan kronik hasta takip sistemini ihraç etmek olduğunu belirtti.

Ibsen, piyasada var olan rakiplerinin cihazlarına göre, kendi sistemlerinin çok daha uygun fiyata olduğunu vurgularken, amaçlarının Türkiye’deki özel hastanelere bu cihazları pazarlamak olduğunu, böylece Türkiye’de çok daha fazla kronik hastanın, hastaneye gitmeden, farklı noktada bulunan doktoruyla, telekonferans üzerinden irtibat kurup, kendi evinde tedavi olabileceğini söyledi.

Müsiad Danimarka Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Aydemir ise, seminerin ardından Haberler’e yaptığı açıklamada, üyelerinin bu tür seminerlere katılımlarını teşvik edeceklerini belirtirken ”Müsiad olarak başkanımızla beraber katıldık ve üyelerimizi davet ettik. Ayrıca bir Danimarkalı yatırımcıyı da davet ettik. Güzel, faydalı ve verimli bir toplantı oldu. Türkiye’de birçok fırsat var, böyle çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’de nüfusun yaşlanmasıyla birlikte, kronik hasta sayısının da artması beklenirken, uzaktan kronik hasta takibi sistemleri, özellikle özel hastaneler tarafından büyük ilgi görüyor.

Türkiye’de inşaatları devam eden, büyük ölçekli bütünleşmiş sağlık kampüslerinin devreye girecek olması, medikal cihaz sektöründe faaliyet gösteren Danimarkalı firmalar için de önemli fırsatlar sunuyor.

Sağlık alanında yılda 70 milyar dolarlık harcamanın yapıldığı Türkiye’de, tıbbi cihazların yüzde 85’i yurtdışından ithal edilirken, ilaçlarda da dışa bağımlık göze çarpıyor.

Türkiye’nin, 1980-1990 yılları arasında ilaç ihtiyacının yüzde 80’ini yerli üretim ile karşılarken, son yıllarda ise ihtiyacının büyük çoğunluğunu ithalatla karşılar hale gelmesi dikkatlerden kaçmıyor.

2023 yılında dünyanın en büyük 10 uncu ilaç tüketim pazarı olacağı tahmini yapılan Türkiye, 2014 yılında yurtdışından 4.7 milyar dolar (33 milyar kron) ilaç ithal ederken, dışarıya 855 milyon dolar (6 milyar kron) ilaç satabildi.