Zaman İskandinavya Genel Yayın Müdürü Kamil Subaşı, gazetelerinin geleceği ve Hükümet ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki gerginlikle ilgili Haberler’e konuştu.

Zaman İskandinavya Genel Yayın Müdürü Kamil Subaşı, gazetelerinin geleceği ve Hükümet ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki gerginlikle ilgili Haberler’e konuştu.

Zaman İskandinavya Genel Yayın Müdürü Kamil Subaşı, gazetelerinin geleceği ve Hükümet ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki gerginlikle ilgili Haberler’e konuştu.

Haber görüntüsü: (Ya da Vimeo üzerinden izle)

 

Zaman İskandinavya’nın Danimarka’nın başkenti Kopenhag’daki Sydhavn semtinde bulunan ofisinde Haberler’in sorularını yanıtlayan Genel Yayın Müdürü Kamil Subaşı, Zaman gazetesini bünyesinde bulunduran Feza Gazetecilik şirketine kayyum atanmasının ardından Zaman’ın İskandinavya’daki yayınlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Subaşı, birkaç yıl öncesine kadar AK Parti Hükümeti ile birlikte hareket ederken neden şimdi terör örgütü olarak suçlandıklarını da yanıtladı.

Zaman İskandinavya Gn. Yayın Müdürü Kamil Subaşı, Zaman gazetesinin Türkiye dışında 35 ülkede ve 16 dilde yayınlandığını ve yayın yaptığı ülkenin şartlarına, kurallarına ve hukukuna göre kurulmuş şirketlere endeksli olarak hareket ettiğini söyledi.

Kamil Subaşı, Zaman’ın Türkiye baskısına kayyum atanmasının ardından, Zaman İskandinavya’nın etkilenip etkilenmeyeceğine ilişkin  “Bizim buradaki şirketimiz Moving Media ApS, Danimarka şartlarına kurallarına göre kurulmuş bir şirkettir ve buranın kurallarına göre hareket eder.

Biz İskandinavya Zaman hakkını burada aldık, yani her ülkede zannedersem öyledir. Patenti bize ait Danimarka’da. Dolayısıyla Türkiye’de yapılan, Türkiye kanunları hukukuna göre, biz burada Danimarka kanun ve hukukuna göre hareket ediyoruz. Kendileri bir takım zorluklar, başka zorluklar çıkartırlar mı, bunu ilerde göreceğiz” şeklinde konuştu.

Zaman gazetesine kayyum atanmasıyla ilgili düşüncelerini ve hislerini Haberler’le paylaşan Kamil Subaşı şu ifadeleri kullandı:

”Kolay bir şey değil. Bir söz vardır, anlatılmaz yaşanır diye, tabi bu anlatılacak duygular değil bu hislerimiz. Hukuk çerçevesinde bir sıkıntı, bir problem olmuş olsa ve hukuk burada devreye girmiş olsa, belki biraz daha üzüntümüz az olurdu.

Bizi bu olay derinden üzdü öncelikle üzmemesi mümkün değil. Çünkü yıllardır beraber çalıştığımız arkadaşlarımız. Hukuksuz bir şekilde adil olmayan bir şekilde, despotça gasp edildi medyamız, medya organlarımız Türkiye’deki. Ümit ediyoruz ki en kısa zamanda tekrar hukuk tecelli eder, adalet tecelli eder ve her şey olması gerektiği gibi yoluna devam eder.”

Kayyum atamakla amacın basın özgürlüğünü kısıtlamak mı yoksa intikam almak mı olduğu sorusuna yanıt veren Zaman İskandinavya Gn. Yayın Müdürü Kamil Subaşı ”Tabi insanların kalbini yarıp neyi nasıl düşündüğü bilemeyiz ama görünen o ki her ikisi de var.

Bir yönüyle basın özgürlüğünü kısıtlama çünkü malum bunu Türkiye’de epeydir tartışılan bir gündem Sn. Recep Tayyip Erdoğan kendisi başkanlık sistemi getirmek istiyor, bunun içinde bütün mevcut imkânları zorluyor. Zorlamaya da devam ediyor, tabi ki en büyük güç engelde burada basın. Medya karşısında, gözüken bununla alakalı.

Diğer taraftan intikam duyguları var mıdır? Tabi bunu ben bilemem olabilir. Çünkü kendileri de farklı buldukları ortamlarda kullandıkları söylemlerle sarf ettikleri sözlerle bu takım intikamvari veya işte işini bitireceğiz, onlara su bile verilmeyecek, çocuklarınızı göndermeyin, gazetelerini almayın gibi söylemlerle, böyle bir şey de hissettiriyorlar, onu kendileri bilirler ama olabilir.

Ana sebepte basını sindirmek susturmak şuanda gözüken” diye konuştu.

Türk medyasının Zaman’a kayyum atanması haberlerine fazla yer vermemesini Haberler’e değerlendiren Subaşı ”Mevcut hükümet önemli bir güç olarak gördüğü medya gücünü elinde tutma adına, onun bağımsızlığını engelleme adına, basın özgürlüğünü ifade özgürlüğünü engelleme adına, büyük baskılar yapıyor.

Bunun en son örneği de 4 Mart Cuma günü Feza yayıncılık grubuna yani Zaman gazetesine ve Todays Zaman, Aksiyon, Cihan Haber Ajansı gibi yayın organlarına el koymasıyla gerçekleşti.

Türkiye’de basın sindirildi medya organları sindirildi.

Şuanda birkaç küçük medyanın dışında, öyle ciddi bir yapılanları eleştirebilecek, haksızlıkları eleştirebilecek bir medya organı kalmadı.

İnsan Hakları Derneği 2015 Türkiye ihlalleri raporunu açıkladı. İpek medya grubuna polis baskının da girdiği rapora göre, 84 basın kuruluşu toplatma para cezası verme yayın durdurma saldırısıyla karşılaştı. 84 tane kuruluş. 26 medya organı polis baskınına uğradı. Ayrıca raporda Türkiye’de bir kitap, bir dergi 3 afiş yasaklandığı bahsediliyor. Ve 26 bin site, Türkiye’de 26 bin 851 internet sitesinin kapatıldığı raporda geçiyor.

Bu resmi bir rapor, 2015 ile alakalı. Tabi bu raporda geçmeyen nedir, rapor sonrası yine Zaman gazetesi, Todays zaman, Cihan Haber Ajansı gibi, bu kayyım atanan kuruluşlar raporun içerisinde yok” dedi.

Fethullah Gülen Cemaati’nin terör örgütü olarak suçlandığı yönünde görüşlerini sorduğumuzda Zaman İskandinavya Gn. Yayın Müdürü Kamil Subaşı, şunları kaydetti:

”Mevcut hükümet ve bunun önündekiler özellikle 17/25 Aralık operasyonu sonrası, bir takım yapılan belki yolsuzlukları örtbas etmek bir takım yapılan haksızlıkları örtbas etmek adına, ortaya atılan bu paralel safsatasıyla. Bunu biraz daha ileri götürerek birkaç adım daha ileri götürerek, işte Fethullah Gülen FETÖ terör örgütü, iddiasıyla kendilerine göre, yaptıkları hukuksuzluklara, yaptıkları haksızlıklara, kılıf bulmaya çalışıyorlar gözüken o.

Ama bu terör örgütü safsatası yani FETÖ Türkiye’de mevcut hükümet adına ortaya atılmış, çok kesim tarafından kabul görmeyen hele hele dünyada zaten böyle bir terör örgütünün adı yok. İlk defa ortaya çıkmış birileri tarafından uydurulmuş kelime.

Ama er ya da geç bunlarda yine olması gerektiği gibi yerini bulacaktır ve bu Anadolu insanı yıllardır, Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin teşvikiyle Anadolu insanının Hizmet Hareketi’ne gönül hareketine destek veren insanların fedakârlıklarını görüyor.

Er ya da geç herkes olup biteni, daha iyi daha net bir şekilde anlayacaktır. Bu tip safsatalar ortaya atılan iddialarda tarihin derinliklerine gömülüp gidecektir inşallah.”

Kamil Subaşı’na bir zamanlar AK Parti hükümetiyle aynı saflarda olduklarını hatırlattığımızda, ”Şimdi şöyle biz hiçbir zaman, Hizmet Hareketi hükümetle beraber hareket etti veya hükümetin bir şubesi organıymışız gibi değil bazıları böyle algılamak istemiş olabilir.

2010 yılında yanlış hatırlamıyorsam, Danijela Kuzmanoviç, Danimarka’nın Türkiye uzmanlarından kendisi Kopenhag Üniversitesi’nde akademisyendir. O zaman da Danimarka’da böyle bir hizmet hareketine karşı biz Zaman İskandinavya olarak mecliste bir iftar düzenlemiştik, Danimarka’da gündem olmuştu. Ağustos ayıydı, bir takım böyle karalamalar iftiralar atılmıştı ve DR Televizyonu’nun Deadline programında 20 dakikalık bir Hizmet Hareketi’yle alakalı program yayınlandı.

O programda moderatör canlı yayında Danijela Kuzmanoviç’e bağlanmıştı, kendisi o esnada İstanbul’daydı. Canlı yayında şunu sordular, Hizmet Hareketi AK Parti ile beraber mi hareket ediyor?

Danijela Kuzmanoviç şunu dedi, Hizmet Hareketi küresel dünyaya mal olmuş bir harekettir. Bu hizmet hareketine mensup gönüllüler dünyanın 150 – 200 farklı ülkesine yayılmış.  Burada insanlığın sahip çıkmadığında eğitim noktasında, sağlık noktasında, farklı alanlarda, bu insanlara destek vermeye bu insanlara sahip çıkmaya çalışıyorlar. Bu hareket hiçbir zaman bir partiye endeksli gidemez, eğer ki herhangi bir partiye endeksli giderse, o zaman bu kadar uzun soluklu olamaz ve bütün dünyaya mal olamaz.

Dolayısıyla da AK Parti ile beraber bir hareket etme, AK Parti’nin bir organıymışız gibi hareket etme böyle bir şey söz konusu değil.

Fakat biz her daim, medya olarak yayın ilkelerimizde de bu vardır, demokrasiden yana olduk, insan haklarından yana olduk haksızlıktan yana olduk. Bizim problemimiz bugün bile bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

AK Parti ile bizim bir problemimiz derdimiz yok, problemimiz neyle?

Kim ki haksızlık yapar, kim ki hukuksuzluk yapar, kim ki yolsuzluk yapar, kim bunları yapıyorsa kim ki demokrasinin karşısında olur. Diktatörvari bir yaşantı ortaya koymaya çalışır biz bu ve buna benzer tavırlara tutumlara söylemlere, davranışlara karşıyız ki bu bir Müslümanda da olmaması gereken özelliklerdir.

Dolayısıyla bir AK Parti ve herhangi bir parti önemli değil, bugün de güzel bir şey yapsa biz bunun tabi ki teşvikçisiyiz, tabi ki destekçisiyiz” ifadelerini kullandı.

Zaman İskandinavya Gn. Yayın Müdürü Kamil Subaşı, hatasız insan olmadığını, Hizmet Hareketi’nin de insanlardan bir araya gelmiş bir gönül hareketi olduğunu, yapılan hataların olabileceğini belirterek “Hata varsa medya kuruluşumuzda, bu temsil ettiğimiz noktalarda, bunu şahıslarla bağdaştırmak doğru olur. Cezası neyse varsa bir hatası verirsin çeker. Ama bir kişinin birkaç kişinin hatası var diye, bütün herkesi aynı kefeye koyup, toptan bir imha hareketine girişemezsin” diyerek 14 bin çalışanı olan İstikbal Mobilya’nın üreticisi Boydak Holding, 8 bin çalışanı olan Naksan Holding ve 7 bin çalışanı olan Kaynak Holding’e yönelik yapılan operasyonlara işaret etti.

Subaşı ”Herşeye rağmen ümit varız, ümidimizi kesmiyoruz. İnsanlar mağdur ediliyor. Bunlar en kısa zamanda son bulur, adalet tecelli eder, tekrar biz birlik beraberlik içerisinde inşallah kardeş hane bir şekilde, kardeşçe yaşamımıza devam ederiz” sözleriyle gelecekten umutlu konuştu.